İletişim Numarası : (0364)2230067   Email: mehmet.aydugan@saglik.gov.tr

Faydalı Bilgiler

Faydalı Bilgiler (2)

Rahim Ağzı Kanseri

Sunday, 06 November 2016 00:00 Written by

Rahim Ağzı (Serviks ) kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Smear/Pap-smear testiyle tarama sayesinde erken tanı ve etkin bir tedavi mümkündür.

Dünya Çapında Bir Sorun Dünyanın her tarafında kadınlar serviks kanserinden rahatsızdır. Dünya ölçeğinde 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen 2. kanser türü, meme ve akciğer kanserinden sonra kanserden ölümlerin önde gelen 3. nedenidir. Dünya çapında 2 dakikada bir, bir kadın serviks kanserinden ölmektedir. Tarama programları, serviks kanserinin azalmasında önemli bir etkiye sahip olmasına rağmen hala kadınlar serviks kanseri nedeniyle ölmektedir. Serviks kanseri Türkiye'de en sık görülen 8. kanser türüdür.

 

Serviksin Rolü Serviks(rahim ağzı), rahimin vajene açılan dar boynudur. Serviks, aynı zamanda enfeksiyonların rahme ulaşmasını engellemeye yardımcı, önemli bir bariyer görevi de görmektedir. Gebelik sırasında serviks, bebeği rahim (uterus) içinde tutmaya yardımcı olmak için sıkıca kapalı durumda kalır. Bebek doğmaya hazır olduğunda serviks yaklaşık 10 cm açılarak bebeğin geçmesine izin verir.

Serviks Kanseri Nedir? Serviks hücreleri anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başladığında serviks kanseri oluşmaktadır.

Serviks Kanserinin Nedeni? Serviks kanserinin nedeni, insan papillomavirüsüdür (HPV). Yaklaşık 100 HPV tipi mevcuttur. Çoğu düşük riskli tipler olup ancak göz ardı edilebilir bir serviks kanserine yol açma riskine sahiptir. Ancak yüksek riskli tipleri serviks kanserine yol açabilen anormal hücrelerin gelişmesine neden olabilmektedir. Gerçekten serviks kanseri olgularının çoğuna iki tip HPV (HPV 16 ve 18) neden olmaktadır. Serviks kanseri olgularının aşağı yukarı % 70’inde bu iki tip bulunmuştur.

Risk Faktörleri

Serviks kanserine yol açan bazı risk faktörlerinden kaçınmak mümkündür.

HPV (human papilloma virüs insan papilloma virüs); 80 den fazla HPV virüsü serviks kanseri için risk faktörü oluşturmaktadır. Yaklaşık olarak 80 kadarı cinsel yolla bulaşarak serviksi enfekte eder. Bu enfeksiyonların yaklaşık yarısı, serviks kanseri ile ilişkilidir. HPV’ in genital siğillerin %90’ ına ve serviks kanserlerinin %70’ ine neden olan iki tipine karşı bir aşı geliştirilmiştir. Bu aşının en az beş yıl süre ile HPV enfeksiyonlarına karşı koruma sağladığı kanıtlanmıştır. Korumanın ne kadar süreceği de halen araştırılmaktadır .

Cinsel Öykü; HPV esas olarak cinsel yolla bulaşmaktadır. Cinsel hayata erken başlayan ve çok partner değiştiren kadınlarda serviks kanseri riski artmaktadır. Doğum kontrol yöntemleri ya da spermleri öldüren jeller korunmada önerilebilir. 7 veya daha fazla hamilelik geçiren kadınlarda serviks kanseri riski fazladır.

Doğum Kontrol Hapları; 5 yıldan uzun süre doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda da serviks kanseri riski artmaktadır.

Tarama; Düzenli jinekolojik muayene ve Pap-smear testi serviks kanserinden korunmada yardımcıdır. Serviksdeki değişiklikler, Pap-smear testi ile tespit edilerek kanser gelişmeden tedavi edilebilir. Düzenli Pap-smear testi yaptırmayan kadınlarda serviks kanseri riski artmaktadır.

Sigara: Sigara içmek serviks kanseri riskini artırır.

Diyet: Bazı çalışmalar vitamin ve minerallerin serviks kanseri riskini azalttığını göstermekle birlikte bu henüz kanıtlanmamıştır. Serviks kanseri için risk faktörlerini bilmek onlardan kaçınmada ve korunmada da yardımcı olacaktır. HPV enfeksiyonu çok yaygın olduğundan ve her yaşta görülebileceğinden, cinsel olarak aktif olan kadınlar hayatları boyunca bu riskle karşı karşıya kalabilirler. Eğer HPV ile karşılaştıysanız ve enfeksiyonu geçirip iyileştiyseniz, yine de bu virüse karşı bağışıklık kazanmış olmayabilirsiniz.

Bunun iki nedeni vardır:

Bağışıklık sisteminiz uzun süreli koruma sağlayacak kadar ‘kuvvetli’ olmayabilir. Eğer vücudunuz enfeksiyona karşı kuvvetli bir cevap veremediyse, aynı HPV tipi ile tekrar enfeksiyon riski ile karşılaşabilirsiniz.

HPV virüsü için bağışıklık cevabınız çok spesifiktir. Bağışıklık sisteminiz virüs ile savaştığında, virüsün özellikle o tipine karşı bağışıklık oluşturur. Bu nedenle çok fazla grip olmaktasınız; bütün grip virüslerine karşı bağışık olamazsınız. HPV ile de durum aynıdır. HPV’ nin bir tipine çok kuvvetli bir bağışık yanıt verseniz de, diğer tip enfeksiyonuna karşı sizi koruyamayacaktır.

 

Virüs Nasıl Yayılmaktadır?

HPV oldukça yaygındır, cinsel temasla kolayca geçebilmektedir. Gerçekte cinsel yönden aktif kadınların % 80’e varan bölümü yaşamlarının bir anında, bir HPV virüs tipiyle enfekte olmaktadır. HPV virüslerini aldığımızın farkında olmasak bile bağışıklık sistemimiz HPV enfeksiyonlarını savaşarak uzaklaştırabilmektedir.. Ancak bazen yüksek riskli virüs tipleri servikste kalmakta ve zamanla serviks kanserinin gelişmesine neden olabilmektedir.

Kanser Öncülü Lezyonlar

Anormal Hücreler Nelerdir?

Bazen Pap-smear testi sonuçları bazı serviks hücrelerinizin anormal göründüğünü saptayabilir. Paniğe kapılmayın! Bu, hücrelerin şekil, büyüklük veya düzenlenmelerinin değiştiği anlamına gelir. Kendiliğinden kanserli oldukları anlamı taşımaz. Anormal Pap-smear testi sonuçlarına yol açabilen birçok serviks iltihabı nedeni vardır.

Örneğin:

Yakın zamanlı cinsel aktivite

Vajinal duş

Herpes (uçuk) gibi cinsel yolla bulaşanları da içeren maya enfeksiyonları veya başka enfeksiyonlar

Gebelik, düşük

İlaçlar

Hormonal değişiklikler

Genital siğillere neden olan HPV tipleri

 

Pap-smear testi sonuçları size anormal hücreler veya hücresel değişiklikler olduğunu bildirilebilir: Bu ‘bir anormal sonuçtur.’ Laboratuvarın ileri araştırmayı gerektiren bazı hücresel değişiklikleri ayırt ettiği anlamına gelir. Hücresel değişikliklerin tümü acilen tedavi edilmeniz anlamına gelmez. Bazıları tedavi gerektirmeden kaybolabilir. Değişikliklerin derecesine bağlı olarak bir Pap-smear testi veya kolposkopi istenebilir. Kadınların küçük bir bölümünde, birincisinin yetersiz olduğu düşünüldüğünden, ikinci bir Pap-smear testi istenir. Bu, laboratuvarın lam üzerindeki hücreleri tam ve doğru değerlendiremediği anlamını taşır. Bunun nedeni, kan hücrelerinin diğer hücreleri maskelemesi veya hücre örneklerinin çok kalın veya ince sürülmesi olabilir. Size Pap-smear testi sonucunuzun "sınırda" olduğu söylenebilir. Bu, hücresel değişiklerin görüldüğü, ancak değişikliklerin normale çok yakın olduğu ve genellikle kendiliğinden normale dönebileceğini göstermektedir. Ancak, emin olmak için hekiminizin belirteceği bir süre sonra tekrar kontrol yaptırmanız gerekmektedir. Pap-smear testi sonucunuz anormalse, doktorunuz bu hücreler hakkında daha fazla bilgi edinmenize yardımcı olacaktır.

Kanser Öncülü Hücreler Nelerdir?

Bu anormal hücreler, normal hücrelerden farklı yapıda kanserleşme potansiyeline sahip olan hücrelerdir. Bu nedenle kanser öncülü hücreler denmektedir. Ancak, gerileyebilir ve normale dönebilir. Kanser öncülü serviks hücreleri, kanser olduğunuz anlamına gelmemektedir. Kanser öncülü hücre kümelerine genellikle lezyon denir ve bunlar gelişmenin evresine göre hafiften şiddetliye göre derecelendirilir.

Doktorunuz lezyonları, Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN) olarak adlandırabilir ve hafiften (CIN1) şiddetliye (CIN3) doğru derecelendirir.

CIN ölçeğinin özeti: CIN1: Bu sonuca sahip kadınların yarısından fazlasında anormal hücreler zamanla kendiliğinden kaybolduğundan tedaviye gerek duyulmayacaktır.

CIN2: CIN2 olarak sınıflandırılan anormal hücrelerin, ilerleme olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle anormal alan ortadan kaldırılarak serviks kanser gelişimi riski azaltılacaktır.

CIN3: CIN3 olarak sınıflandırılan anormal hücrelerin ilerlemesi olasıdır. Bu sonuca sahip kadınların tümüne tedavi önerilir. Böylece serviks kanseri gelişme olasılıklarını azaltmak için anormal alan ortadan kaldırılabilir.

Kanser Öncülü Lezyonların Tedavisi; Doktorunuz anormal lezyonlara sahip olduğunuz ve ilave tedaviye gerek duyduğunuzu saptarsa, birçok tedavi yöntemi mevcuttur. Bu tedavilerin çoğu, muayenehane veya hastanede, kadın-doğum polikliniğinde uygulanmaktadır. Gerekirse lokal anestezi kullanılacağından bu tedavi metodları size acı vermeyecektir.

Kriyoterapi: Bu yöntemde küçük bir metal plaka donma derecelerine kadar soğutulur ve daha sonra anormal hücrelerin bulunduğu alana yerleştirilerek anormal hücreler yok edilir.

LEEP ( Loop Electrosurgical Excision Procedure [Elektrocerrahi Lupla Eksizyon İşlemi]) Halen en çok kullanılan basit bir tedavi yöntemi olup anormal hücreleri yok etmek için ısıtılmış bir ince tel halka kullanılır.

Konizasyon: Anormal hücreleri yok etmek için serviksten koni şeklinde bir doku parçası çıkartılır.

Lazer tedavisi: Anormal hücreleri yakıp yok etmek için lazer kullanılır.

En iyi tedavinin belirlenmesi için doktorlarınızın görüşlerini dinlemeli ve seçenekleri tartışmalısınız.

Farklı Serviks Kanseri Tipleri

Kanserin tipine bağlı olarak doktorunuz durumunuzu tanımlamak için adenokarsinom ve yassı epitel hücreli karsinom gibi invaziv kanserler dahil çeşitli terimler kullanabilir. Adenokarsinom; saptanması zor, daha nadir olan göreceli agresif serviks kanseri tipidir. Düzenli aralıklarla Pap-smear testinden geçen ve olası tedavilere uyan kadınların çoğu, başlıca HPV tip 18 ve tip 16'nın neden olduğu serviks kanserine karşı iyi bir korunma sağladıklarından emin olacaktır. Serviksin dış yüzeyinde oluşma yerine, adenokarsinomlar genellikle serviksin iç yüzeyinde oluşmaktadır. PAP testleri serviksin dış yüzeyindeki hücre örneklerini kullanmaktadır. Bu nedenle adenokarsinom tanısı konduğunda, kanserin daha ileri evrede olma potansiyeli mevcuttur. Özellikle genç kadınlarda HPV’nin kansere neden olan 16, 18, 45 ve 31 gibi tipleriyle daha fazla adenokarsinom oluşmaktadır.

Korunma

Serviks Kanserinden Korunma

Bir kişinin kansere yakalanma olasılığını artıran faktörlere, risk faktörleri, buna karşın kanser gelişim riskini azaltan faktörlerse koruyucu faktörler denir. Genetik faktörler gibi bazı risk faktörlerinin ortadan kaldırılması mümkün değilken diyet, sigara gibi bazı risk faktörlerinin önlenmesi mümkündür. Kanserden korunma önlenebilir risk faktörlerinin azaltılıp, koruyucu faktörlerin artırılarak kanser gelişim riskinin azaltılmasıdır. Pap-smear testi ile serviks kanseri riski oldukça azalmıştır.

Pap-smear testinin Önemi

Pap-smear testi neleri gerektirir? Pap-smear testi serviksinizden bir sürüntü almayı gerektirir. Bu test, bir spatül veya özel bir fırça kullanarak serviksinizin yüzeyinden nazikçe birkaç hücre alacak bir sağlık personelini gerektirir. Alınan bu örnekler daha sonra olası erken anormallikler açısından mikroskop altında incelenir. Anormallikler saptandığında sizle hemen temasa geçilecek, ileri testler ve olası tedavi için önerilerde bulunulacaktır.

Ne sıklıkla Pap-smear testinden geçmem gerekir ?

Düzenli aralıklarla test yaptırmanız önemlidir. Ulusal serviks kanseri tarama standartlarına göre 30 yaşından sonra her 5 yılda bir Pap-smear testi yaptırmanız önerilir. Testler kanseri erken evrede yakalanmış olduğundan birçok yaşam kurtulmuştur. O halde ne yaparsanız yapın Pap-smear test randevunuzu anımsayın. Düzenli testler kendinizi korumanıza yardımcı olacaktır.

Anormal Pap-smear testi sonuçları ve araştırmalar Anormal Pap-smear test sonucu oldukça sık görülmekte olup, serviks kanseri olduğunuz anlamı taşımaz. Hücrelerinizdeki değişiklikler hafif derecede ise doktorunuz yalnızca Pap-smear testinin tekrarlanmasını önerebilir. Bir anormallik varsa, tedavi önerebilir. Daha sonra, Pap-smear testini tekrarlayabilir. Çünkü hafif derecede hücresel değişiklikler sıklıkla kendi kendilerine iyileşmektedir. Birkaç ay sonra hâlâ anormal hücreler mevcutsa doktorunuz sizi daha fazla izleyecektir.

Tanı

Pap-smear testinde anormal bulgular görüldüyse tanı için daha ileri yöntemlere başvurulur. Aşağıdaki belirti ve bulgular serviks kanserinde görülebilir.

Vajinal kanama

Beklenmeyen anormal vajinal akıntı

Pelvik ağrı

Cinsel ilişki sırasında ağrı veya lekelenme

Bu belirti ve bulgular serviks kanseri dışında başka hastalıklarında belirtisi olabilir. Doktorunuz hastalığı teşhis edebilmek için size çeşitli testler uygulayacaktır.

Kolposkopi

Kolposkopide , bir kolposkop kullanarak serviksin içindeki değişiklikleri doğrudan ve çok yakından görmek mümkündür. Pap-smear testinde olduğu gibi muayene masasına yatarsınız, doktorunuz serviksi gözlemek için rahim ağzınıza spekulum denilen bir alet yerleştirir. Doktorunuz kolposkop denilen ışıklandırılmış bir mikroskop kullanarak serviks dokusunu aydınlatıp görünümünü büyütecek ve serviks dokusundaki anormallikleri araştıracaktır. Muayene sırasında biraz rahatsızlık hissedebilirsiniz genellikle beş ile on dakika sürmektedir.

Biyopsi

Kolposkopi sırasında doktorunuz ileri analizler için küçük bir serviks dokusu örneği alabilir. Bu işleme biyopsi denilir. Bu işlemde analiz için parça alınmadan önce genellikle serviks uyuşturulur. Biyopsiden sonra kramp veya ağrı, ya da hafif kanama görülebilir ancak bu durum endişe etmemeniz gereken, beklenen bir durumdur.

Evreleme

Serviks Kanserinin Yayılımını Değerlendirme

Biyopsi, serviks kanseri varlığını doğrularsa doktorunuz röntgen, sistoskopi (mesane içini gözlemek için ışıklı bir boruyla uygulanan bir girişim), proktoskopi veya kolonoskopi (rektum veya kolonun içini gözlemek için ışıklı bir boruyla uygulanan bir girişim) gibi diğer tetkikler uygulayabilir. Bu testler kanserin yayılıp yayılmadığını veya hangi evrede olduğunun belirlenmesinde yarar sağlamaktadır.

Serviks Kanseri Evreleri Serviks kanseri teşhis edildikten sonra kanserin serviks ya da vücudun hangi bölgelerine yayıldığını bulma süreci evrelemedir. Evreleme, sonraki tedavi planını belirleyeceğinden önemlidir.

Serviks kanseri evrelemesinde kullanılan yöntemler; 

Röntgen Filmi: X-ray en yaygın olarak kullanılan x-ray ışınlarıyla vücudun resminin görüntülenmesidir.

Bilgisayarlı Tomografi: Bilgisayara bağlı bir x-ray makinesiyle, organların bir seri detaylı resmi alınır. Doktorunuz bu resimleri daha iyi değerlendirip yorumlayabilmek için size kontrast maddeler verebilir.

Lenfanjiyogram: Ayak lenf damarlarına bir boya enjekte edilir. Boya lenf damarları yoluyla ilerleyerek lenf nodlarına ulaşır. Röntgen ışınları kullanılarak lenf damarları görüntülenir. Bu yöntem kanserin lenf nodlarına yayılıp yayılmadığını tespit etmeye yardımcıdır.  

Cerrahi Evreleme: Klinik çalışmaların bir parçası olarak kanserin vücudun hangi bölgelerine yayıldığını tespit etmek için cerrahi yöntemlere başvurulabilir. Bazı durumlarda aynı anda serviksteki kanserde çıkartılır.

Ultrasonografi;  İnsankulağı tarafından işitilmeyecek ses dalgaları kullanılır. Ses dalgaları organlardan geçerken bir eko yaratır. Bir bilgisayarla bu ekolarla insan vücudunun sonogram adı verilen bir resmi yaratılır.

MRI: Manyetik alan, radyo dalgaları ve bilgisayar kullanılarak vücudun bir seri resmi alınır. 

Tüm bu testlerin sonuçları birlikte değerlendirilerek evreleme yapılır. Serviks kanseri üç şekilde vücudun başka bölgelerine yayılır.

Doku Yoluyla: Kanser direkt olarak çevre dokulara yayılabilir.

Lenfatikler Yoluyla: Tümör lenf damarlarına geçerek lenfatik sisteme yayılabilir.

Kan Yoluyla:  Kanser vücuttaki küçük damarlara geçerek kan yoluyla vücudun başka bölgelerine yayılabilir.

Serviks kanserinin vücudun başka bölgelerine yayılması durumuna METASTAZ adı verilir.

Evre 0 Anormal hücreler serviksin en iç tabakasında sınırlıdır, karsinoma insutu olarakta adlandırılmaktadır.

Evre I Kanser hücreleri sadece servikste bulunmaktadır. Tümör boyutu  3 mm ile 4 cm arasında değişebilir.

Evre II A Kanser serviksin dışına vajenin üst üçte iki bölümüne yayılmıştır ancak rahim çevresindeki dokulara yayılmamıştır.

Evre II B Kanser serviksin dışına vajenin üst üçte iki bölümüne ve rahim çevresindeki dokulara yayılmıştır.

Evre III A Kanser vajenin alt bölümüne yayılmış ancak pelvik duvara yayılmamıştır.

Evre IIIB Kanser pelvik duvara yayılmış veya böbreklerin mesaneye bağlandığı tüpler olan üreterleri bloke etmiştir.

Evre IV Kanser serviks dışında mesane, rektum veya vücudun başka yerlerine yayılmıştır.

Rekürren Serviks Kanseri: Kanserin tedavi edildikten sonra serviks ya da vücudun başka bir yerinde yeniden ortaya çıkmasıdır.

Tedavi

Serviks Kanseri Tedavi Seçenekleri Kanser diğer organlara yayılmamış ve hâlâ erken evredeyse konizasyon yöntemiyle serviksten tüm kanserli dokunun çıkartılması mümkün olabilir. Kanser daha çok ilerlemiş veya lokal alan dışına yayılmışsa, doktorunuz tedavi için bir veya birden fazla yöntemi önerebilir.

Örneğin :

Histerektomi;  Rahim ve bazı olgularda yumurtalıklar ve/veya lenf düğümleri cerrahi olarak çıkartılabilir.Hastalığın evresine göre farklı cerrahi yöntemler uygulanabilir.

Konizasyon; Anormal hücreleri yok etmek için serviksten koni şeklinde bir doku parçası çıkartılır. Bu doku parçası mikroskop altında incelenerek kanser hücreleri aranır, hem tanı hem de erken evre tümörlerde tedavi amacıyla uygulanır.

Total histerektomi; Rahim ve rahim ağzı birlikte cerrahi olarak çıkarılır. Vajen yoluyla yapılan vajinal histerektomi, karından bir kesiyle yapılan histerektomi ise abdominal histerektomi olarak adlandırılır. Laparaskop adı verilen ucunda ışık bulunan bir tüp aracılığı ile göbek deliğinden açılan ufak bir kesiden girilerek yapılan cerrahi girişim ise total laparaskopik histerektomidir.

Bilateral salfingooferektomirektomi; Her İki yumurtalık ve tüplerin cerrahi olarak çıkartılmasıdır.

Radikal histerektomi; Rahim, serviks, vajenin bir kısmı ile birlikte yumurtalıklar, tüpler ve komşu lenf bezleri çıkarılır.

Pelvik ekzentrasyon; Kolon, rektum ve mesane, serviks, vajen, yumurtalıklar ve komşu lenf bezleri çıkarılır.

Kriyocerrahi; Bu yöntemde, küçük bir metal plaka donma derecelerine kadar soğutulur ve daha sonra anormal hücrelerin bulunduğu alana yerleştirilerek anormal hücreler yok edilir.

Lazer cerrahi; Anormal hücreleri yakıp yok etmek için lazer kullanılır.

LEEP (Elektrocerrahi Lupla Eksizyon İşlemi); Halen en çok kullanılan basit bir tedavi yöntemi olup, anormal hücreleri yok etmek için ısıtılmış bir ince tel halka kullanılır.

Radyoterapi; Kanser diğer dokulara yayılmışsa (invaziv kanser) veya tedavi edildikten sonra yinelenmişse (rekürren kanser) radyoterapi önerilebilir. Bu işlem yüksek enerjili X ışınları kullanılarak kanserli alanların bölgesel olarak tedavi edilmesidir. Erken evre kanserlerde de kür (kanserli dokunun tamamen ortadan kaldırılması ) sağlamak için kullanılabilir.

Kemoterapi; İnvaziv veya rekürren kanseri tedavi etmenin başka bir yolu olan kemoterapi de kanser hücrelerini yok etmek için ilaçlar kullanılır. Hastalığın yayılımına göre ilaçlar damar yoluyla verilebileceği gibi organ içine ya da vücut boşluklarına verilerek bölgesel olarak uygulanabilir.

Doktorunuz hangi yaklaşımı önerirse önersin seçeneklerinizi ve ilişkin riskleri anladığınızdan emin olmanız önemlidir. Serviks kanserinde prognoz (iyileşme şansı) hastalığın evresi, tümörün tipi ve tümörün boyutuna bağlıdır. Tedavi seçenekleride hastalığın evresi, tümörün boyutu, hastanın çocuk isteyip istememesine ve hasta yaşına bağlı olarak değişmektedir. Hamilelik sırasında teşhis edilen serviks kanserinin tedavisi gebelik süresi ve hastalığın evresine bağlıdır. Gebeliğin son üç ayında teşhis edilmiş erken evre serviks kanserinde tedavi gebelik sonrasına ertelenebilir.

Geleceğe Doğru Serviks kanseri dünya ölçeğinde birçok kadını etkilemesine rağmen erken tanı durumunda sağ kalım oranları yüksektir. Gerçekten invaziv serviks kanseri için bile beş yıllık sağ kalım oranı yüksektir. Düzenli aralıklarla Pap-smear testi yaptıran ve ardından gerekirse tedavi uygulanan kadınların çoğu serviks kanserine karşı iyi bir korunma sağlayacaktır.

Doktorunuza Sorun Kimlerin serviks kanseri geliştirme riski taşıdığının farkında mısınız? Hastalık çok yanlış anlaşıldığı için ilk adımınız doğru bilgi edinmek olmalıdır. 


“... Diğer kanserlerin çok daha sık olduğundan emin miyiz ?” Dünyada her 2 dakikada bir, bir kadın serviks kanserinden ölmektedir. Dünya çapında 45 yaş altı kadınlarda meme ve akciğer kanserinden sonra ikinci büyük ölüm sebebidir.

“... Artık çok geç olmadan serviks kanserini saptamanın herhangi bir yolu yoktur.” Bu doğru değil. Serviks kanserini geliştirme riskini azaltmada en etkin yol düzenli taramadır. Taramayla birlikte yeni aşılar bu riski daha fazla azaltacaktır.

“... Ailemde kimsede serviks kanserine rastlamadığına göre ben risk altında değilim.” Serviks kanseri kalıtsal değildir. Bilim adamları ana nedenin Human Papilloma Virus (HPV) olduğunu kanıtlamıştır.

“... Risk altında değilim.” Her kadın risk altındadır. Kadınların yaklaşık % 80’i yaşamlarının bir anında serviks kanserine neden olabilen bir virüsle enfekte olacaktır.

“…Yalnızca yaşlı kadınlar için geçerlidir” Yanlış. Gerçekten serviks kanserine evrimleşebilen bir virüsle enfekte olmanın yaşı yoktur. Kırk beş yaş altı kadınlarda en sık görülen kanser türü serviks kanseridir.

“… Sağlıklı besleniyorum, sigara içmiyorum ve egzersiz yapıyorum o halde ben serviks kanserine yakalanmam.” Yanlış. Sağlıklı yaşam tarzı enfeksiyonlarla savaşmanıza yardımcı olabilmesine rağmen, virüse yakalanmanızı engellemeyecektir. Aşılanmayla birlikte düzenli Pap-smear testi taraması en iyi korunma yolunuzdur.

“… Yalnızca bir partnerim var, o halde ben risk altında olamam.” Risk altında olmanız için yalnızca bir partneriniz olması bile yeterli. Birden fazla partnere sahip olmanız gerekmiyor.

“… Ama her zaman güvenli seks yapıyorum.” Kondomlar enfeksiyon riskini azaltabilmesine rağmen virüs genital derilerin teması yoluyla da yayılabilmektedir.

Tarama

PAP smear testi ile serviks kanseri riski oldukça azalmıştır, düzenli aralıklarla testten geçmeniz önemlidir.

Ulusal kanser tarama programına göre, serviks kanseri için tarama 30 yaştan sonra başlamalı ve 65 yaşa kadar 5 yılda Pap- smear testi bir tekrarlanmalıdır. 65 yaş ve üzerinde son 2 testi negatif çıkan bayanlar tarama programından çıkarılır.

Buradaki metin genel bir bilgilendirme olup, hastalıklar  değişkenlik gösterebileceğinden kişisel değerlendirme için uzmanınızla görüşünüz.

Kaynak: Kanser Savaş Daire Başkanlığı


Kalın Bağırsak Kanseri

Sunday, 06 November 2016 00:00 Written by

Kolon ve rektum, sindirim sisteminin kalın bağırsak denen kısmını oluşturur. Son 20 cm’lik kısmı rektum, buradan ince bağırsaklara kadar olan kısmı ise kolon olarak adlandırılır. Toplam yaklaşık 1,5 m uzunluğundadır. Kolonun rektumla birleştiği yer sigmoid kolondur. Kolonun ince bağırsakla birleştiği yere çekum adı verilir. Kısmen sindirilmiş gıdalar ince bağırsaktan kolona gelir. Kolon su ve mineralleri besinden ayırır, geri kalanı anüsten atılmak üzere depolar.

Kolondan başlayan kansere kolon kanseri, rektumdan başlayan kansere rektal kanser denir. Kolon ve rektum kanserleri bu organların iç yüzeyini örten tabakayı oluşturan hücrelerden gelişir. Sağlık Bakanlığı'nın istatistiklerine göre en sık görülen ilk 5 kanser arasındadır. Her yaşta görülebilmelerine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenmektedir. Ortalama görülme yaşı 63’dür. Kadın-erkek arasında görüme sıklığı açısından pek bir fark yoktur. Kolorektal kanser kolon ve rektumun dışına çıktığında, kanser hücreleri genelde yakındaki lenf bezlerinde bulunabilir. Kanser hücreleri bu lenf bezlerine ulaşabilirse diğer bezlere, karaciğer ve uzak organlara ulaşabilir.

 

Risk Faktörleri


Kolorektal kanserin kesin sebebi bilinmemektedir. Kolorektal kanser için bazı risk faktörleri vardır:

Yaş: Kolorektal kanser, genelde yaşlılarda görülür. Hastaların %90’ı 50 yaşından sonra tanı alır. Ortalama yaş 60’lı yaşlardır.

Polipler: Polip iyi huylu bir tümördür. Kolon veya rektumun iç duvarından kaynaklanırlar. 50 yaşın üzerindeki insanlarda yaygındır. Bazı polipler (adenomlar) kanserleşebilir. Bu durumda, kanserleşme riski nedeniyle polip çıkartılmalı ve düzenli aralıklara kontrol edilmelidir. Poliplerin erken tanısı ve alınması, kolorektal kanser riskini azaltır.

Ailede kolorektal kanser öyküsü: Bir kişinin yakın akrabalarında (anne, baba, kız veya erkek kardeş, çocuklar) kolorektal kanser öyküsü varsa bu hastalığa özellikle daha genç yaşta yakalanma riski artar.

Genetik bozukluklar: Belli genlerdeki değişiklikler kolorektal kanser riskini arttırır. Herediter nonpolipozis kolon kanser (HNPCC) kalıtımsal (genetik) kolorektal kanserin en yaygın tipidir. Tüm kolorektal kanser vakalarının %2’sini oluşturur. HNPCC genindeki değişiklikler nedeniyle olur. Değişmiş HNPCC genli hastaların %75’inde kolorektal kanser gelişir, kanserin ortalama tanı yaşı 44’dür.

Familyal adenomatöz polipozis (FAP) kolon ve rektumda kalıtımsal poliplerle karakterize nadir bir durumudur. APC adında özel bir gendeki değişiklikler sonucu olur. Tedavisi kalın bağırsağın tamamının çıkarılmasıdır. FAP tedavi edilmez ise 40 yaş civarında kolorektal kanser gelişir. FAP tüm kolorektal kanser vakalarının %1’den azını oluşturur.

Daha önceden kolorektal kanser geçirmiş olmak: Kolorektal kanser öyküsü olan bir kişide tekrar kolorektal kanser gelişebilir. Yumurtalık, rahim ve meme kanseri öyküsü olan kadınlarda kolorektal kanser riski artmıştır.

Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı: Bağırsakta adı geçen iltihabi hastalığı olanlarda kolorektal kanser riski artmıştır. Bu kişilerde normal topluma göre 10 kat artmış risk mevcuttur.

Diyet: Hayvansal yağdan zengin, kalsiyum, folat ve liften fakir diyetle beslenenlerde kolorektal kanser riski artmıştır. Meyve ve sebzeden fakir beslenmek de riski artırır.

Sigara: Sigara içen hastalarda polip ve kolorektal kanser riski artmıştır.

Korunma

Kalın bağırsak kanserlerinden korunmada tarama yöntemlerinin yanı sıra riski azaltıcı bazı basamaklar da mevcuttur. Örneğin fiziksel egzersiz, aşırı kilolardan kurtulmak, sigara ve alkol kullanmamak, yüksek lifli, düşük yağ içerikli gıdaları tüketmek bunlardan birkaçıdır.

Belirtiler


Bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler

İshal, kabızlık, bağırsakta tam boşalmama hissi

Dışkıda kan (parlak ya da koyu kırmızı)

Normalde olduğundan daha ince dışkılama

Genel abdominal rahatsızlık ( gaz, kramplar, şişkinlik)

Bilinen bir neden olmaksızın kilo kaybı

Sürekli yorgunluk

Bulantı ,kusma

Kalın bağırsak kanserlerindeki bulgu ve belirtiler, tümörün evresine göre değişir. Tümör bağırsak içene doğru büyürken bulgu vermezken, tam tıkandığında oluşan, hastanın gazını ve dışkısını çıkaramadığı duruma kadar değişen belirtiler verebilir. Burada klinik açıdan önemli bir durum sağ taraftaki bağırsak çapının soldan daha geniş olması ve geçişle ilgili belirtilerin daha geç olmasıdır. Kalın bağırsağın sağ tarafındaki tümörlerde gözlenen belirtiler dışkı ile birlikte fark edilmeyen kan kaybı ve bu kanamaya bağlı kansızlık, halsizlik, nefes darlığı, çabuk yorulma, dışkılama alışkanlarında değişikliktir. Zaman zaman kabızlık ve ishal atakları, karın ağrısı, karında şişkinlik, kilo kaybı diğer bulgulardır. Kalın bağırsak tümörlerinin en sık yerleşim yeri sol tarafdır, burası da kalın bağırsağın dar yerlerindendir. Bu yüzden sol taraf tümörlerinde bağırsak tıkanıkları karşımıza daha çok çıkmaktadır.

Rektum tarafında yani makata yakın kısımdaki tümörlerde en sık bulgu, dışkıya kan bulaşmasıdır. Burada dikkat edilecek durumlardan birisi hemoroid denen hastalıkta da dışkıda kan gözlenir ve kişi bu durumu karıştırarak teşhis ve tedaviyi geciktirebilir. Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkı çapının incelmesi, kabızlık, dışkılama sonrası tam boşalamama, karında şişkinlik gözlenen diğer bulgulardır. Bu bulgulardan şüphelendiğinizde doktora başvurmalısınız. Geç dönemde kalın bağırsak kanserlerinin istenmeyen durumlarından biri barsağın tam tıkanmasıdır. Bundan başka oluşabilecek durumlar arasında büyük damarın duvarının yıkılması sonucu ciddi kanamalar, tümörün bağırsak duvarını delmesi, buna bağlı kalın bağırsaktaki mikropların karın zarına yayılması, karın boşluğunda sıvı toplanması şeklindedir.

Çoğunlukla bu belirtiler kansere bağlı değildir. Diğer başka sağlık problemleri bu belirtilere yol açabilir. Ancak bunlardan herhangi birine sahip kişilerin, erken tanı ve tedavi için doktora başvurması önerilir. Genelde kanserin erken dönemlerinde ağrı olmaz. Ağrı olmasını beklemeden doktora başvurmak kanserin erken tanısında önemlidir.

Tanı


Diğer kanserlerde olduğu gibi kolon kanserleri de iyice büyüyene kadar belirti vermezler. Bu nedenle amaç, daha kanserde belirti yokken tümörü ortaya koymak olmalıdır. Belirtiler gelişmeden önce bir kişinin kanser için taranması poliplerin ve kanserin erken tanınmasında yardımcı olur. Poliplerin erkenden tanınıp çıkartılması, kolorektal kanseri önleyebilir. Erken tanı konulduğunda, kolorektal kanserin tedavisi daha etkin olabilir.  Bu nedenle, 50 yaş üstündeki kişiler izlenmeli ve kolorektal kanser için artmış riski olan kişiler daha erken tarama programına alınmalıdır.

Erken tanıda kullanılan tarama testleri şunlardır:

Dışkıda gizli kan testi: Kanserler ve polipler kanadığından bu test ile dışkıda az miktarda kanı saptamak mümkündür. Ancak hemoroid gibi kanser dışı kanama nedenleri de bu testte pozitifliğe yol açabilir.

Sigmoidoskopi: Rektum ve sigmoid kolon denen bağırsağın son 60 cm’lik kısmı görüntülenir. Polip tespit edilirse polipektomi denilen bir işlemle çıkartılmasına olanak sağlar.

Kolonoskopi: Tüm kolonun iç duvarı görüntülenir, varsa polipler çıkartılabilir.

Rektumun parmakla muayenesi: Doktor vazelinle kayganlaştırarak eldivenli parmağı ile rektumu muayene eder.

Çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi: Makattan beyaz opak madde verildikten sonra çekilen filmlerle tümörü göstermeyi sağlar. Büyük tümörleri göstermede faydalıdır ancak kolonoskopi kadar güvenilir değildir.

Tarama ve tanı hakkında araştırmalar: Polipler ve kolorektal kanserin saptanması konusunda yeni teknikler denenmektedir. Bunlardan biri kolonun bilgisayarlı taraması, diğeri dışkı örneklerinde yapılan genetik testlerdir. Bu testler henüz rutin kullanıma girmemiştir.

Risk gruplarına girmeyen hastalara, 50 yaşından başlayarak gaytada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından 5 yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Risk grubunda olan hastalardan; daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar kolonoskopi yaptırmalıdır. Anne baba gibi yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri tanısı konmuş olanlar 40 yaşından önce veya akrabasına tanı konulduğu yaştan en geç 8-10 yıl önce taramayı başlatmalıdır. Kalıtsal non-polipozis kolorektal kanser için genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişiler genetik danışmanlık almalı ve 10-15 yaşından itibaren kolonoskopi ile takip edilmelidir. Meme, kadın genital organ kanseri olan kişiler 40 yaşından sonra, ülseratif koliti olan kişiler ise tanı aldıktan sonra periyodik olarak kolonoskopi yaptırmalıdır. Kolorektal kanser belirti ve bulguları olan kişilerde, bunların kanser ya da başka bir nedene bağlı olduğunun saptanması gereklidir. Doktor, kişinin aile öyküsünü, medikal özgeçmişini sorgular. Tarama bölümündeki testlerden bir ya da daha fazlası uygulanır. Kalın bağırsak kanserlerinin teşhisi rektoskopi, sigmoidoskopi veya kolonoskopi ile tümörün görülmesi ve alınacak biopside kanserli dokunun gösterilmesi ile olur. Tetkiklerde anormal bir bulgu saptanırsa (polip gibi) kanser hücrelerini saptamak için biyopsi şarttır. Sıklıkla anormal alan kolonoskopi veya sigmoidoskopi ile çıkartılır. Patolog tarafından çıkartılan doku mikroskop altında kanser hücrelerinin varlığı açısından incelenir.

Evreleme

Biyopside kanser tespit edilirse doktor en iyi tedaviyi planlamak için hastalığın yayılımını (evresini) bilmek zorundadır. Evreleme tümörün yakın dokulara ve vücudun diğer bölgelerine yayılma derecesine göre yapılır.

Evreleme için aşağıdaki tetkikler yapılır:

Kan testleri: Kanda karsinoembriyonik antijen (CEA) ve diğer maddeler araştırılır. Kolorektal kanserli bazı hastalarda ve kanser dışı bazı durumlarda CEA düzeyleri yükselebilir.

Kolonoskopi: Tanıda kolonoskopi yapılmadıysa tüm kolon ve rektum kolonoskopiyle incelenir.

Endorektal ultrason: Bir ultrason probu rektum içine yerleştirilir. Prob insanların duyamayacakları ses dalgaları yayar. Rektum ve çevre dokular bu ses dalgalarının yansımasını görüntüye dönüştüren bilgisayar tarafından görüntülenir, tümörün rektumda derinliği, lenf nodları ve yakın dokulara yayılımı hakkında bilgi verir.

Göğüs radyografisi: Kanserin akciğerlere yayılımını gösterir.

Bilgisayarlı tomografi (BT): Karaciğer, akciğer ve vücudun diğer bölgeleri görüntülenir.

Doktor evreleme için gerekirse başka tetkiklere de başvurabilir (MRI gibi). Bazen evreleme cerrahiyle tümör çıkartılıncaya kadar tamamlanamaz.

Doktorlar kolorektal kanser evrelerini aşağıdaki gibi tanımlarlar:

Evre 0: Kanser sadece kolon ya da rektumun en iç duvarındadır. (karsinoma in situ olarak da adlandırılır)

Evre I: Kanser kolonun veya rektumun daha iç duvarından gelişir. Tümör kolonun daha dış duvarına ulaşmaz, kolon dışına yayılmaz. (Dukes A evre I kolorektal kanserin diğer ismidir.)

Evre II: Tümör kolon veya rektumun daha derin duvarına yayılmıştır ancak kanser hücreleri lenf nodlarına yayılmamıştır. (Dukes B olarak da adlandırılır)

Evre III: Kanser yakın lenf nodlarına yayılmış ancak vücudun diğer bölgelerine yayılmamıştır. (Dukes C diğer ismidir)

Evre IV: Kanser akciğer ve karaciğer gibi vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır. (Dukes D diğer ismidir.)

 

Rekürren kanser:

Kanser tedavi edildikten ve saptanmaz hale geldikten belli bir süre sonra kolon veya rektum ya da vücudun başka bir bölümünde tekrar ortaya çıkar buna rekürren kanser denir.

Tedavi


Kalın bağırsak kanserlerinin tedavisinde cerrahi, radyasyon ve kemoterapi başlıca kullanılan tedavi yöntemleridir. Tedavi, tümörün yerleşim yeri ve evresine göre değişmektedir. Tedaviye başlamadan önce hastalar hastalığın evresini, tedavi seçeneklerini, tedavi yan etkilerini, tedavinin normal yaşamları üzerindeki olumsuz etkilerini, tedavinin maliyeti ve kendisi için uygun olabilecek yeni klinik çalışmaların varlığını sorgulayabilir.

Cerrahi: Cerrahi tedavi, kanserin tedavisinde ana basamağı oluşturur. Ama bunun için kanser uzak organlara (karaciğer, akciğer, beyin, kemik vb.) yayılmamış olmalıdır. Cerrahi yöntemde tümörlü kısım etraftaki sağlam dokuyla beraber çıkartılır. Bunun yanında bağırsağı vücuda bağlayan mezenter denilen doku ve lenf bezleri de çıkartılır. Rektum kanserlerinde tümör kalın bağırsağın sol tarafının bir kısmı ile birlikte alınır ve iki uç birbirine birleştirilir. Birleştirmenin mümkün olmadığı durumlarda cerrah, sağlam bağırsağın ucunu karın duvarına ağızlaştırır, diğer ucu kapatır. Buna kolostomi denir. Özel kolostomi torbaları vasıtasıyla dışkı dışarı alınır. Çoğu hastada bu durum geçicidir, cerrahi sonrası kolon veya rektum iyileşmesi tamamlanınca kapatılır. Rektum alt bölgelerinde makata çok yakın kısımlarda tümörü olan hastalarda kolostomi kalıcı olabilir. Son yıllarda özellikle karaciğere ve akciğere yayılan bağırsak tümörlerinde o bölgedeki tümörü tamamen çıkartıldığı durumlarda da artık cerrahi tedavi uygulanmakta ve sonuçlar çok yüz güldürücü olmaktadır.

Kemoterapi: Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için antikanser ilaçları kullanmaktır. Sistemik tedavi olarak adlandırılır, çünkü ilaçlar kan dolaşımına geçerek vücuttaki kanser hücrelerini öldürür. Kolon kanserinin bazı evrelerinde ve vücudun başka yerine sıçramış olduğu durumlarda sıklıkla kullanılan bir tedavidir. Antikanser ilaçlar ağız ya da damar yoluyla verilebilir. Hastalar hastanede ayaktan hasta olarak nadiren de yatarak bu tedavileri alabilirler. Hastalar kemoterapiyi tek başına ya da, cerrahi, radyoterapi ile kombine olarak alabilirler. Cerrahi öncesi verilen kemoterapiye neoadjuvant kemoterapi denir, cerrahi öncesi büyük tümörlerin küçülmesi amaçlanır. Cerrahi sonrası verilen kemoterapiye adjuvant kemoterapi denir ve cerrahi sonrası kalan kanser hücrelerini yok etmek, kanserin kolon rektum ya da vücudun başka bir bölgede tekrarlamasını önlemek amaçlanır. Kemoterapi ilerlemiş hastalığı olan kişilere de uygulanabilir.

Radyasyon Tedavisi: Radyoterapi olarak da adlandırılır. İyonize radyasyonla tümör hücrelerinin tahribatına yol açan lokal bir tedavidir. Tedavi edilen alandaki kanser hücrelerini yüksek enerjili ışınlarla öldürmek amaçlanır. Radyoterapi, ameliyat öncesinde tümörün küçültülmesi amacıyla veya ameliyat sonrası nüksleri önlemek için kemoterapi ile beraber verilebilir. Radyoterapi genellikle rektum kanserlerinde ve bunların bazı evrelerinde kullanılmaktadır.

Yan Etkiler


Kanser tedavisinin yan etkileri

Tedavi sağlıklı hücre ve dokuları da etkilediği için istenmeyen yan etkiler yaygındır. Tedavi şekline göre yan etkiler değişmektedir.

Cerrahi sonrası iyileşme zaman alır, bu sırada ağrı ve rahatsızlık hissi olabilir. Ağrı kesiciler kullanılabilir. Cerrahiye bağlı diğer yan etkiler olarak; halsizlik, yorgunluk, kabızlık ya da ishal, kanama, infeksiyon gibi acil tıbbi tedavi gerektiren durumlar ve kolostomi sonrası ciltte irritasyon sayılabilir.

Kemoterapinin yan etkileri, uygulanan ilacın tipine ve dozuna bağlı olarak değişmektedir. Genelde antikanser ilaçlar hızlı çoğalan hücreleri etkiler. En çok etkilenen hücreler kan hücreleridir. Bu hücreler enfeksiyonla savaşır, kan pıhtılaşması yapar ve vücuttaki dokulara oksijen taşırlar. İlaçlar kan hücrelerini etkilediğinde hastaların enfeksiyon ve kanamaya eğilimleri artar, kendilerini halsiz ve yorgun hissederler. Saç kökü hücreleri etkilendiğinde saç dökülmesi olur. Saçlar tekrar çıkar ancak farklı renk ve yapıda olabilir. Sindirim sisteminde iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, ağız ve dudak yaralarına yol açabilir. Bu yan etkilerin çoğu ilaçlarla kontrol edilebilir. Radyasyon tedavisinin yan etkileri verilen radyasyon miktarı ve tedavi edilen bölgeye göre değişmektedir. Karın bölgesine verilen radyoterapi; bulantı, kusma, ishal, kanlı dışkılama, dışkı kaçırmaya yol açabilir. Ayrıca ciltte kızarma, kuruma ve halsizlik ve yorgunluk olabilir.

Tarama


Risk gruplarına girmeyen hastalara 50 yaşından başlayarak gaitada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından 5 yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir. Risk grubunda olan hastalardan, daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar kolonoskopi yaptırmalıdır. Anne baba gibi yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri tanısı konmuş olanlar, 40 yaşından önce veya akrabasına tanı konulduğu yaştan en geç 8-10 yıl önce taramayı başlatmalıdır. Kalıtsal non-polipozis kolorektal kanser için genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişiler genetik danışmanlık almalı ve 10-15 yaşından itibaren kolonoskopi ile takip edilmelidir. Meme, kadın genital organ kanseri olan kişiler 40 yaşından sonra, ülseratif koliti olan kişiler ise tanı aldıktan sonra periyodik olarak kolonoskopi yaptırmalıdır.

Ulusal kanser tarama programına göre kadın ve erkeklerde uygulanacak tarama; 50-70 yaş arası 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılmalıdır.

Buradaki metin genel bir bilgilendirme olup, hastalıklar  değişkenlik gösterebileceğinden kişisel değerlendirme için uzmanınızla görüşünüz. 

Kaynak: Kanser Savaş Daire Başkanlığı


Aile Sağlığı Merkezi

Aile Sağlığı Merkezimiz Çorum Merkez Bahçelievler Şenyurt 1. Sk. olup....

İletişim

Şenyurt Aile Sağlığı Merkezi.

Bahçelievler Mahallesi Şenyurt 1. Sokak No:39/A  ÇORUM

Tel:364 223 00 67

Bizden Haberdar Olun

Sağlık Merkezimizce yapılacak duyurulardan haberdar olun..